www.ufukuras.net
soz_veriyorum
Üst Başlıklar | ANA SAYFA > Avrupa Solu; NATO'ya da Savaşa da Karşı! (Toplumsal Mücadele)

Avrupa Solu; NATO'ya da Savaşa da Karşı!

1 - 4 Temmuz'da İstanbul'da yapılan 6. Avrupa Sosyal Forumunda gerçekleşen 'Savaş Karşıtı Buluşmalar'da NATO'ya ve Afganistan'daki işgale karşı mücadele konuşuldu.

Moderatörlüğünü Fransa'dan Ariella Denis'in yaptığı 'Savaş Karşıtı Hareket' seminerinin konuşmacıları Jeremy Corbin (İngiltere - İşçi Partisi Milletvekili), Ufuk Uras (İstanbul Milletvekili), Şenol Karakaş (Küresel Barış ve Adalet Koalisyonu), Inge Höger (Almanya - Sol Parti Federal Milletvekili) ve Ricardo Robles (Portekiz) oldu.

[TURNUSOL-HABER]
05.07.2010

Ufuk Uras'ın savaş karşıtı buluşmadaki konuşmasının özeti aşağıdaki gibidir:

''Öncelikle konuklarımıza İstanbul'a hoş geldiniz diyorum. Bu gördüğünüz İstanbul, savaşın sonucu büyük göç hareketleri ile bugün 17 milyonluk nüfüsu ile en büyük Kürt şehridir aslında. Yapısal ve sosyal sorunları ise giderek büyüyor. Doğudaki savaşın açıları burada da derinden hissediliyor.

Öncelikle 'başka bir sosyal forum mümkündür' şiarıyla yola çıkmamız lazım. Biririmizle konuşmaktan ziyade, mutlaka kendi benzemezlerimize de ulaşmalıyız. Bizim gibi düşünmeyenlerle de tartışma olanakları gerçekleştirmeliyiz bu tür platformlarda.

Dün TBMM'de nükleer santral kurulmasına ilişkin anlaşma Dışişleri Komisyonundan geçti. Önümüzdeki hafta da büyük ihtimalle genel kuruldan geçecek. Muhalefetimizi yapıyoruz ama Meclis'te ağırlığımız yeterli değil, bu tür kararları etkileyemiyoruz. Tartışma açıyor, gerçekleri gündeme getiriyoruz.

Savaş karşıtı bir milletvekili olarak çalışıyorum Meclis'te. Geçtiğimiz günlerde, Küresel Barış ve Adalet Koalisyonunun İncirli Üssü ile ilgili soru önergesini Meclis'e ilettim ve Başbakan'a soru yönelttim. Henüz bir yanıt yok. İncirlik ile ilgili gizli anlaşmayı sordum. Bunun bilgisini bugüne kadar yasal ve demokratik yollardan alabilmiş değiliz. Yine geçtiğimiz hafta Meclis'te Lüban'da asker bulundurma süresi uzatılarak yenilendi. Kamuoyuna pek yansımadı. Oysa bu konularda fikri takip çok önemli. Ben TBMM'de bugüne kadar nükeer karşıtı ve savaş karşıtı bir hat tutturmaya çalıştım. Nükleer santrallerin de nükleer silah olduğunu biliyorum.

Almanyadaki Die Linke benzeri bir geniş sol oluşum için çalışırken, DTP'nin kapatılması ve 2 milletvekilinin düşürülmesi üzerine, yerine kurulan partinin yeniden parlamentoda grup oluşturabilmesi için BDP'ye katıldım. Bunun olumlu sonuçlarının olduğu kanaatindeyim. Türkiye'de sol, gelişen milliyetçi dalgadan ötürü Kürt hareketi ile arasına mesafe koymayı tercih ediyor. Parlementoda durum daha da vahim. Örneğin sınır ötesi operasyon tezkerelerine sadece BDP hayır oyu veriyor. Sol ve sosyal demokrat olarak bilinen ama ne sosyal de de demokrat olabilen muhalefet partisi tüm bu konularda tamamen miliyetçi bir tutum takınıyor."

ŞİDDET VE 12 EYLÜL REJİMİNİN TASFİYESİ BİRLİKTE SAĞLANACAK

"Kürt sorununda şiddetin ve 12 Eylül rejiminin tasfiyesini birlikte sağlamak gerekir. Ama bugün bu sürecin öznesi yoktur. Bu kilitlenme döneminde Küresel BAK gibi sivil ve geniş yapıların üzerine büyük görevler düşüyor.

Savaş lobisi yenidenharekete geçmiş görünüyor. Her gün yeni çatışmalar ve yeni ölüm haberleri var. Bir süredir en çok cenaze de Şırnak'a geliyor Eskiden bu bölgelerden askerleri çatışmalara sürmezlerdi. Şimdi bu politika değişmiş görünüyor.

Kısmi Anayasa değişikliği var gündemde. Referandum yapılacak. Bu konuda daz kamuoyunun kafası karışık görünüyor. Biz yurttaş merkezli bir anayasayı savunduk. Mecliste BDP'lilere yapılan baskının kaldırılmasını, taş atan çocukların serbest bırakılmasını ve %10 seçim barajının indirilmesini istedik.

Barış mücadelesinin en önemli yanı militarizme de karşı olmaktır. Militarizme karşı olmadan savaş karşıtı olunamaz. Geleneksel sosyal demokrat sol militarizmle arasına kesinlikle mesafe koymuyor. Bizim sol ise güçsüz durumda. Önümüzde seçimler var ve görünen o ki solun çok büyük bir kısmı yine CHP'nin peşine takılacak. Üçüncü bir seçeneği mutlaka yaratmalıyız.

Kapitalizm yeni sorunlara ve büyük acılara yol açıyor. Rosa Luxemburg kapitalizmi 'kuyruğunu yiyen yılana' benzetmişti. Ne uzun kuyrukmuş demekten alamıyor insan kendini. Sol her şeyden önce savaşa ve militarizme karşı olmalıdır. Küçük dalgalardan büyük dalgalar oluşturmalıyız. Dalga kıyıya doğru giderken öndekine şikayet ediyormuş 'kıyıya vurup yok olacağız' diye. Hayır demiş öndeki dalga, yok olmuyoruz, denize karışacağız...

Bugünkü durum ne kadar elverişsiz olursa olsun, birlikte yaratacağımız barış ve sol dalganın hepimizin hayatını değitireceğini biliyoruz. Zaten bizi ayakta tutan da budur...''

 

DAHA DETAYLI 6. Avrupa Sosyal Forumu HABERİ İÇİN TIKLAYIN


Yazar Yazar:

Giriş : 09.07.2010 23:26:15

Bu içeriğe verilen ortalama puan: 5,9 / Toplam Oy: 37
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10
Kötü - 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10 + İyi

Bu konu ile ilgili başka başlık bulunmamaktadır!

turnusol_alt
UfukUras.net - 2009 | Prog: ebay
   
 
 Ufuk URAS Kimdir?
 Toplumsal Mücadele
 Meclis Çalışmaları...
    Basın Açıklamaları
    Soru Önergeleri
    Meclis Konuşmaları
    Kanun Teklifleri
    Diğer
 Uluslararası İlişkiler
 Ufuk'tan...
    Köşe Yazıları
    Konuşmalar
 Basında Ufuk URAS...
    Haberler
    Röportajlar
    Videolar
 Arşiv...
    2007 Seçim Fotoları
 İletişim

turnusol_kucuk
 
 
 
     
 
Sizce TBMM'nin en acil görevi nedir?