www.ufukuras.net
soz_veriyorum
Üst Başlıklar | ANA SAYFA > Anti-Personel Kara Mayınları ile ilgili Gündem Dışı Meclis Konuşması ve Bakan Vecdi Gönül’ün Verdiği Cevap (Meclis Konuşmaları)

Anti-Personel Kara Mayınları ile ilgili Gündem Dışı Meclis Konuşması ve Bakan Vecdi Gönül’ün Verdiği Cevap

TBMM Genel Kurul’unda Anti-Personel Kara Mayınları ile ilgili Ottawa Sözleşmesi'nin Türkiye'de yürürlüğe Girişinin Altıncı Yılında Gelinen Aşamaya İlişkin Yaptığım Gündem Dışı Konuşma

 

2 Mart 2010

 

            

Sayın Başkan, değerli vekiller;

 

 Gerçi konumuz kara mayınları ama demokrasinin mayınlarından da bahsetmeden geçemeyeceğim. Hafta sonu, 28 Şubat postmodern postal girişiminin ertesinde; bugün, 2 Mart 94 yani DEP'li parlamenterlerimize yönelik darbenin yıl dönümünde, halkın iradesi önündeki her engele karşı kararlılıkla mücadelemizi sürdüreceğimizi bir kere daha ifade etmek isterim.

 

            Bu arada, EGEÇEP tarafından verilen "Yaşam Savunucusu Politikacı" ödülü için de teşekkür ediyor, buradan Egeli çiftçilere ve çevrecilere selamlarımızı sunuyorum. Biz her zeminde ölüm karşısında yaşamı, savaş karşısında barışı kararlılıkla savunacağız. İnatla bunu anlamamaya çalışan kem gözlere, mühürlenmiş yüreklere karşı barış politikalarımızı anlatmayı sürdüreceğiz.

 

            Bu çerçevede, Mayın Yasaklama Anlaşması anti-personel kara mayınlarının kullanımını, depolanmasını, üretimini ve devredilmesini yasaklıyor. Bu, insani amaçlı bir anlaşma olup yeni mayın kurbanlarının olmasını engellemek, var olanlarını yeniden topluma kazandırmayı hedeflemektedir ve taraf devletlere iki tür yükümlülük getirmektedir: Tüm mayınların imhası ve mayın kurbanlarının sosyal ve ekonomik olarak topluma yeniden kazandırılması, bakım ve rehabilitasyonlarının sağlanması.

 

Mayınların imhasına ilişkin olarak taraf devletlerin, dört yıl içinde stoklarındaki mayınları imha etmesi, on yıl içinde de toprağa döşeli tüm mayınları temizlemesi gerekmektedir. Tabii bizim çağrımız, aynı zamanda devlet dışı siyasi aktörleri de kapsamaktadır.

 

            Türkiye'ye bakıldığında, sözleşmenin yürürlüğe girdiği 1 Mart 2004 tarihinden itibaren artan ölüm vakaları, yükümlülüğün ne oranda yerine getirildiğini göstermektedir. 2004'de Türkiye'nin stoklarında 2 milyon 973 bin 481 adet mayın bulunuyordu, anlaşmanın yürürlüğe girdiği tarihten 1 Mart 2008 tarihine kadar stoklarını imha etmesi gerekiyordu. Türkiye'nin şu anda stoklarında 1 milyon 702 bin 982 mayın bulunuyor. Stoklarındaki mayınları imha etmediği sürece Hükûmet anlaşmayı ihlal etmiş bulunuyor.

 

            2004 yılında Türkiye'nin mayın döşeli olduğu bilinen yerlerde 920 bin 80 adet, mayın olduğundan şüphe edilen yerlerdeyse bilinen 687 ve üzerinde mayın olduğu açıklandı, 353'ü imha edildi. 2008 yılında toplam 981 bin 778 adet döşeli mayın bulunduğu bildirildi, 999'u imha edildi. Türkiye'nin toprağa döşeli tüm mayınlarının 2014 yılına kadar imhasının tamamlanması gerekmektedir. Gelinen süreçte imha edilen sayı yetersiz kalmaktadır.

           

            Türkiye, 2004 yılında bütün mayın alanlarının uluslararası standartlara uygun olarak çitlendiğini ve işaretlendiğini, hem çitlerin hem de tehlike işaretlerinin periyodik olarak kontrol edildiğini, ayrıca bütün mayınlı alanların bekçiler tarafından 24 saat izlendiğini belirtti, ancak bu konuda alınan önlemlerin belirtilen düzeyde olmadığını görüyoruz. En vahim durum ise hiçbir işaretin bulunmadığı mayınlı alanlar. Bu alanlarda mayın bulunduğunu, ancak olay meydana geldiğinde, yani bir kişi uzuvlarını veya yaşamını kaybettiğinde öğreniyoruz. Hükûmet, 2004 yılında halkın uyarıldığını ve bilgilendirildiğini bildirdi, ancak mayınlı alanlarda yaşayan halkla, yerel yönetimlerle ve pek çok muhtarla yapılan görüşmelerde, bu konuda kendilerine bilgi verilmediği belirtilmiştir.

 

            Türkiye'de, mayın vakalarına ilişkin veri toplama mekanizması da bulunmamaktadır. Sağlık Bakanlığı, başlattığı programla, mayın olaylarının kaydedileceğini bildirmiş olmasına rağmen, bilgi edinme başvurusu ve verdiği bir yanıtta "Bakanlığımızda konuyla ilgili bilgi ve belge bulunmamaktadır" demektedir.

 

Sivil toplum kuruluşları ve medyada çıkan haberlere dayanılarak oluşturulan verilere göre, 2005 ile 2008 arası her yıl 150 ile 200 arası, mayın ve patlamamış askerî mühimmat nedeniyle insanlar yaşamını yitirdi ve sakatlandı. Tahminler, kesin rakamların da çok daha yüksek olduğu yönündedir.

 

            Mayın kurbanlarına gelince: Türkiye'nin 2004 ve 2008'de verdiği Şeffaflık Raporu'nda Silahlı Kuvvetler personeline ilişkin rehabilitasyon, tazminat ve bunlara bağımlı kişilerin istihdamı yer almıştır. Aynı raporda sivillerin de askerî hastanelerden yararlanabileceği belirtilmiş ancak buna dair ayrıntılı bilgiye yer verilmemiştir. Siviller kaderlerine terk edilmektedir. Hayatlarının geri kalanını ailelerinin, yakınlarının yardımıyla sürdürüyorlar, iş bulamıyorlar ve toplumsal hayata katılamıyorlar.

 

Öğrencilerin pek çoğunun eğitim hayatı da olayla birlikte sona eriyor. Haklarının neler olduğu ve ne tür yardım alabileceklerine ilişkin bilgi hizmet birimleri de bulunmuyor.

 

            Sonuç olarak: Hükûmet hemen stoklardaki mayınların imhasına ilişkin bir tarih vermeli, Hükûmet 2014 yılına kadar toprağa döşeli mayınların temizlenmesine ilişkin program ve takvimini açıklamalı; mayın kurbanları ve ihtiyaçları için bir araştırma başlatılmalı, mayınlı alanlarda yaşayan halk mayınlar konusunda uyarılmalı ve bilgilendirilmeli, mayın kurbanlarının topluma yeniden kazandırılmasına yönelik programlar oluşturulmalıdır.

 

Son beş yıla bakınca, katetmemiz gereken uzun bir yol, halletmemiz gereken pek çok sorun vardır. Burada sözleşmenin yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde en çok Mecliste bulunan milletvekillerine, yerel yöneticilere, sivil toplum kuruluşlarına ve medyaya büyük sorumluluklar düşüyor.

 

Marks'ın tezi: "Bugüne kadar hep dünyayı yorumlamakla yetinildi, aslolan onu değiştirmektir." Şimdi, sözden çok icraat zamanıdır.      

 

Saygılarımı sunuyorum. 

 

Ufuk URAS

İstanbul Milletvekili

 


 

 

Millî Savunma Bakanı Sayın Vecdi GÖNÜL’ün Verdiği  Cevap

 

 

             Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; konuşmama başlamadan evvel hepinizi saygıyla selamlıyor, bu önemli konuda sizlere bilgi verme fırsatını bana verdiği için Sayın Ufuk Uras'a da teşekkür ediyorum.

 

12 Mart 2003 tarihli ve 4824 sayılı Kanun ile 1 Mart 2004 tarihinden geçerli olmak üzere taraf olduğumuz anti personel kara mayınlarının yasaklanmasına ilişkin Ottawa Sözleşmesi'nin bugün, dün itibarıyla altıncı yılını idrak etmiş bulunuyoruz. Bu sözleşme ile anti personel kara mayın döşeli alanların tespiti, işaretlenmesi ve kayıt altına alınması, 1 Mart 2014 tarihine kadar döşenmiş bulunan anti personel kara mayınlarının temizlenmesi -Kasım 2010 ayı itibarıyla- ve depolanmış olan anti personel kara mayınlarının imha edilmesi ve mayınların geliştirilmemesi, üretilmemesi ve bir başkasına devredilmemesi, mayınlı bölgelerde yaşayan halkın mayın riski konusunda eğitilmesi, mayın mağdurlarına sıhhi, sosyal ve ekonomik yardımların yapılması konularında Hükûmetimiz, Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti taahhütte bulunmuş bulunmaktadır.

 

Sınırlarımızda ve güvenlik maksadıyla bazı iç bölgelerde döşenmiş bulunan mayınların temizleme çalışmaları kapsamında faaliyetler bütün hızıyla devam etmektedir. Mayınlı alanlar sınır bölgesinde yer almakta ve bunların tamamı uluslararası kurallara uygun bir şekilde hâlen işaretlenmiş bulunmaktadır.

 

Depolanmış mayınların ise Yahşihan Kırıkkale'de yeni kurulan -ki NAMSA'ya kurdurduk- mühimmat ayırma ve ayıklama tesisinde imha edilmesi faaliyetlerine Ekim 2008 tarihinde başlanmış ve bir plan dâhilinde imhası devam etmektedir.

 

1 Mart 2008 tarihinde tamamlanması gereken depolanmış mayın imha sürecinin 2010 yılında tamamlanabileceği, Dışişleri Bakanlığınca, Kasım 2008'de Cenevre'de yapılan Ottawa Sözleşmesi 9'uncu Taraf Devletler Toplantısı'nda beyan edilmiştir. Hâlen mayın imha süreci bu beyana uygun olarak devam etmektedir.

 

Bilindiği üzere, Türkiye-Suriye sınırındaki mayınların temizlenmesi sorumluluğu, 17 Haziran 2009 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5903 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Devleti İle Suriye Arap Cumhuriyeti Devleti Arasındaki Kara Sınırı Boyunca Yapılacak Mayın Temizleme Faaliyetleri İle İhale İşlemleri Hakkında Kanun kapsamında birinci aşamada sorumluluk Bakanlığımıza verilmiş bulunmaktadır. Diğer taraftan, 5903 sayılı Kanun yürürlüğe girmeden önce, 2007-2009 yılları arasında sırasıyla Kara Kuvvetleri Komutanlığınca Akçakale Şanlıurfa, Nusaybin Mardin, Çobanbey Kilis'te ise il özel idarelerince yapılan ihaleler sonucu toplam 245.500 metrekarelik alan küçük çaplı mayın temizleme faaliyetlerine konu olmuştur.

 

Ayrıca, hâlen Karkamış antik kenti bölgesinde Millî Savunma Bakanlığınca verilen yetki çerçevesinde Gaziantep Valiliğince sözleşmesi yürütülen mayın temizleme faaliyetleri mevcuttur. Bu bölgede mayın temizliği de başlamak üzeredir. Diğer sınırlarımızdaki mayınların temizliğine Suriye sınırı mayın temizlemesinden elde edilecek tecrübeye göre başlanılması planlanmaktadır.

 

Suriye sınırı mayın temizliği faaliyetinin yürütülmesi ve aynı anda sınır fiziki güvenlik sisteminin gerçekleşmesi kapsamında Birleşmiş Milletler tarafından yayımlanan ve birçok ülke tarafından uygulanmakta olan Uluslararası Mayın Temizleme Standartları dokümanında yer aldığı şekliyle uluslararası teşkilatlar incelenmiş ve Millî Mayın Faaliyetleri Kurulu olarak Proje Üst Yönetim Kurulu ile Millî Mayın Merkezi olarak Proje Yürütme Grubu teşkil edilmiştir. Proje Üst Yönetim Kurulu teşkilatında İçişleri Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ve gerektiğinde ilgili olacağı değerlendirilen diğer bakanlık temsilcileri de projedeki gelişmelere paralel olarak dâhil edilecektir. 5903 sayılı Kanun'un hükümleri gereği mayın temizleme öncelikleri Genelkurmay Başkanlığı, Millî Savunma Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı ve Maliye Bakanlığınca mutabık kalınmak suretiyle belirlenecektir.

 

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; projenin maliyetinin karşılanması maksadıyla ihtiyaç duyulan kaynak 2010-2014 dönemini kapsayacak şekilde Millî Savunma Bakanlığı bütçesi dışında Maliye Bakanlığınca yıllara bağlı olarak, yıllara sari olarak temin edilecektir.

 

Proje Yürütme Grubu tarafından bugüne kadar tamamlanan ve devam eden faaliyetler şu şekildedir: Türkiye-Suriye hududu bölgesinde mayın tarlalarını ve arazi yapısını yerinde görmek amaçlı keşifler mahallinde ifade edilmiştir. Hudut hattındaki mayınlı sahaların tamamının 1/25.000-1/250.000 arası ölçeklerde sayısal ortamdaki haritalara işlenmesi tamamlanmıştır. Mayınlı sahaların 1/5.000 ölçekli raster haritalara işlenmesi suretiyle üretilmiş dijital haritalar hazırlanmıştır.

 

İlgili kanun ve yönergeler ışığında Proje Üst Yönetim Kurulu ve Proje Yürütme Grubunun görev ve sorumluluklarını belirleyen yönergenin hazırlanması çalışmaları devam etmektedir. Genelkurmay Başkanlığınca yayınlanan Millî mayın esasları dâhilinde ve millî-uluslararası yönergeler ışığında millî mayın standartları dokümanının Türkçe ve İngilizce hazırlanması devam etmektedir.

 

Suriye hududu boyunca birinci ve ikinci derece kara askerî yasak bölgelerde mevcut arazilerin mülkiyet durumlarının incelenmesi çalışmaları başlamış, hâlen devam etmektedir. Türkiye-Suriye hududunun yeniden işaretlenmesi kapsamında icra edilen faaliyetler Genelkurmay Başkanlığı ve Dışişleri Bakanlığıyla koordineli olarak takip edilmektedir.

 

Millî Savunma Bakanlığı tarafından mayın temizleme ve sınır fiziki güvenlik sistemlerinin tesis edilme işinin bir hizmet alım projesi olarak NATO Bakım ve İkmal Ajansı, yani NAMSA kanalıyla gerçekleştirilmesi prensipte uygun bir yöntem olarak değerlendirilmiştir. Bu konuda 24 Kasım 2009 tarihinde NAMSA'ya niyet mektubu gönderilmiştir. NAMSA, 9 Aralık 2009 tarihinde gönderdiği cevabi yazıda projeyi birlikte gerçekleştirme hususunda resmî beyanda bulunmuştur. NAMSA yetkilileriyle 22-24 Şubat 2010 tarihleri arasında Lüksemburg'da yapılan toplantıda projenin ayrıntıları görüşülmüş, karşılıklı bilgilendirilmeler yapılmış, yapılacak işler tespit edilmiştir.

 

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2010 Mart ayı içerisinde Milli Savunma Bakanlığı içinden çekirdek teşkil edilen proje üst yönetim kurulunun ilgili bakanlık ve kurum temsilcilerinin katılımıyla uluslararası literatürdeki adıyla "Milli Mayın Faaliyetleri Kurulu" olarak düzenlenmesi ve NAMSA'yla görüşülen konuların değerlendirilerek müteakip çalışmaların başlaması planlanmıştır.

 

Sonuç olarak, depolarda mayınların imhası devam ederken Suriye sınırındaki mayınların temizlenmesi ve sınır fiziki güvenlik sistemi tesisi konusunda NAMSA tarafından projelerin ihalesinin 2010 yılı sonlarına doğru yapılabileceği ve 2014 yılı içinde projelerin tamamlanacağı değerlendirilmektedir.

 

İhalelerin yapılması sırasında şu dört prensip esas alınmaktadır:

 

Bu prensiplerden birincisi NAMSA ihalesine mümkün mertebe fazla Türk firmasının katılması.

 

İkincisi, projenin bölümler hâlinde yapılması, yani 510 kilometrenin birden ihale edilmeyip parça parça ihale edilerek yapılması.

 

Üçüncüsü, yerli teknolojiden en fazla faydalanılması.

 

Dördüncüsü ise mayından temizlenen alanların uluslararası alanda geçerli bir sertifikasyona bağlanması, yani NAMSA'nın burada temizlikten dolayı bir kefalet vermesi.

 

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerime son verirken bu geçen altmış yetmiş yıl içerisinde mayınlı arazide hayatını kaybeden vatandaşlarımıza rahmet diliyorum, sakat kalanlara en hissi bakımdan ne kadar üzüldüğümüzü belirtmek istiyorum ve bundan sonra inşallah bu gibi üzüntülere muhatap olmayız diyorum.

 

Hepinize saygılar sunuyorum.


Yazar Yazar:

Giriş : 04.03.2010 21:24:01

Bu içeriğe verilen ortalama puan: 5,3 / Toplam Oy: 36
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10
Kötü - 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10 + İyi

Bu konu ile ilgili başka başlık bulunmamaktadır!

turnusol_alt
UfukUras.net - 2009 | Prog: ebay
   
 
 Ufuk URAS Kimdir?
 Toplumsal Mücadele
 Meclis Çalışmaları...
    Basın Açıklamaları
    Soru Önergeleri
    Meclis Konuşmaları
    Kanun Teklifleri
    Diğer
 Uluslararası İlişkiler
 Ufuk'tan...
    Köşe Yazıları
    Konuşmalar
 Basında Ufuk URAS...
    Haberler
    Röportajlar
    Videolar
 Arşiv...
    2007 Seçim Fotoları
 İletişim

turnusol_kucuk
 
 
 
     
 
Sizce TBMM'nin en acil görevi nedir?